About usServicesProductsContactSitemap
TAKRİZ ve DUA-1
Bediüzzaman hazretlerinin hizmetkârlarından muhterem Abdullah Yeğin ağabeyin Evrad-ı Nuriye hakkında dua mahiyetinde yazdığı notu okumak için tıklayın...
TAKRİZ ve DUA-2

 

   Elinizdeki bu eser Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nursi(r.a.) Hazretlerinin okuduğu veya kendi tertip ederek okuduğu münâcât ve dualardan meydana gelen bir külliyattır. Külliyat diyoruz çünkü Hz. Bediüzzaman bu duaların bir kısmını–günlük virdleri olarak–her gün bir ömür boyu daimi okumakla birlikte; tamamını da 1922-1925 yılları arasında Van’da iken yaklaşık 15 günde bir devretmekteydi. Daha sonraki hayatında ise kendince mühim gördüğü virdleri zaman zaman okuyarak gayet nurlu ve nurani bir hayat geçirmiştir. Beşer takatını neredeyse aşan bu keyfiyet; başta Kur’an-ı Azimüşşan’ın sonra bu münâcât ve duaların feyzi ve bereketi ile önce yirminci asır ve sonraki asırların mukteda-bîhi ve üstadı Koca Bediüzzaman’ı(r.a.), sonra Risale-i Nur gibi bir bahr-ı hakaîk külliyatını netice vermiştir.
   Cennet nehirlerinden olduğu Aleyhissalât-i Vesselam Efendimiz tarafından ifade edilen azametli Nil Nehri’ni Cebel-i Kamer’den çıkararak Afrika’nın kumistanına feyiz ve bereket dağıtan kudret, Kur’an’ın mükemmel bir tefsiri olan Risale-i Nur’u da bu feyiz ve bereket menbaından çıkartmıştır.
Üstad son yıllarına kadar akşamdan ferdası sabaha kadar, son yıllarında da yatsıdan ferdası sabaha kadar, nihayet bir iki saat uyku ve istirahatten sonra Kur’an-ı Kerim ve elinizdeki bu külliyatla iştigal etmişlerdi. Hizmetkârlarından merhum Bayram Yüksel’in ifadeleri ile imsak vaktine bir saat kala evrad ve ezkârını bitirir; başta Efendimiz(a.s.m.) ve sair enbiya aleyhimüsselam efendilerimiz olmak üzere bir metre eninde beş metre uzunluğunda Isparta’daki ikametgâhının duvarına astığı mübarek mânevî silsile ile birlikte sair ismen dua edeceği zevatı tek tek sayarak fecir vaktine girerlerdi. Bu itibarla tabiri caizse Evrad-ı Nuriye’nin muhteviyatı Üstadın mübarek “gece hayatının” gerçek kaynağı idi.
   “Evrad-ı Nuriye” ismi taraf-ı naçizanemizce verilmiş bir isimdir. Üstad’ın Risale-i Nur’un pek çok yerinde her fırsatta kendini merciiyetten azletmesi ve bütün şerefi Kur’an-ı Azimüşşan’a ve onun hakiki bir tefsiri olan Risale-i Nur’a vermesi, okuduğu münâcât ve duaların Risale-i Nur’un mânevî bir menbaı olmasından dolayı “Evrad-ı Nuriye” ismi manaya muvafık ve mutabık olarak münasip görülmüştür.
Elinizdeki cildi–inşaallah–başka ciltler takip edecektir. Takriben üçbin sahifeyi bulacağını tahmin ettiğimiz ve yaklaşık bu hacimde yedi cilde sığabileceğini ümid ettiğimiz bu külliyatın muhteviyatı hakkında burada bir parça bilgi vermemiz gerekmektedir.
   Eğer tevfik refik olursa Evrad-ı Nuriye; başta Resûl-i Ekrem’in(a.s.m.) münâcât ve dualarından hiç değilse bir kısmı olmak üzere, bazı peygamberlerin(aleyhimüsselam) tesbih ve duaları, ashab-ı kiram efendilerimizden bazılarının özellikle İmam-ı Ali’nin(r.a.), bir kısım tabiinin ve tebe-i tabiinin, eimme-i erbaanın, müceddidinin, aktab-ı erbaanın, turuk-u âliye aktablarının hemen hepsinin dua, münâcât, salavat, naat ve evradlarını havi bir hazine olacaktır.
   Bir hadis-i şerifte Efendimiz(a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır:
   “Deccal zamanında müminlerin yemeği, meleklerin taamı olan tesbih ve takdisler olacaktır. Kimin o günde dilinde tesbih ve takdis olursa, Allah ondan açlığı giderecektir.” Bu itibarla Evrad-ı Nuriye bir taraftan Üstad Bediüzzaman’ın evradı olması hususiyetini taşırken diğer yönüyle hangi meslek ve meşrepte olursa olsun bütün mâneviyat yolcularının mânevî latifelerini besleyecek ve doyuracak bir pınar mahiyetindedir.
   Elinizdeki birinci cildin ilk baskısı 1997 yılı Ramazan ayında yapıldı. Aradan geçen zaman ve bu kadar büyük hacimde dökümanın tasnifi ve değerlendirilmesi ile ortaya çıkan yeni durumlar sebebi ile cildin ikinci baskısında bazı değişiklikler yapılması zarureti hasıl oldu şöyle ki: Bu cildin ilk yarısı “Hizb-ü Envâri’l-Hakàikı’n-Nûriye”dir. İsim bizzat Bediüzzaman Hazretleri tarafından verilmiştir ve muhtevayı teşkil eden hizipler ve münâcâtlar Üstadın her gün baştan sona kendisinin bizzat okuduğu ve talebelerine de okumalarını tavsiye, hatta vasiyet ettiği parçalardır. Tertibi bizzat Üstad tarafından yapıldığı için bu bölümü olduğu gibi muhafaza ettik. Şu kadarı var ki; birinci cildin ilk baskısından sonra pek çok okuyucu; ehl-i imanın sıkça okuduğu ve haklarında nebevî tavsiye de bulunan Vâkıa, Duhan ve Cuma Surelerinin de ilave edilmesini arzu ettiler. Herhangi ilave bir metin olmayıp doğrudan Kur’an’ın sureleri olmaları hasebiyle Üstad’ın tertibi içerisine–burada açıkça zikretmek kaydıyla–ilave etmeyi münasip gördük. Zaten Bakara Suresinin son iki ayeti (Âmene’r-Resûlü) de sonradan ilave edilmiştir. Ayrıca Üstadın yakın talebesi ve hizmetkârı, merhum Tahiri Mutlu’nun “Kırk Anbar” adını verdiği evradında da yer alan bu sureler, inşaallah yanlış bir tasarrufta bulunmadığımıza dair bize kanaat verdi.
   İlk baskıda cildin ikinci bölümünün bir kısmını teşkil eden “Münâcât-ı Nuriye” adını verdiğimiz ve Risale-i Nur’da mevcut, pek çok risalenin baş, orta ve ekseriyetle sonunda bulunan dualardan tertiplenen bölüm ve farisî münâcâtların daha sonra neşredilecek bir ciltte yer alması uygun görüldü. Bunun sebebi hangi cilt olacağına henüz kesin karar veremediğimiz bu cildin münhasıran Üstad’ın kendi tertibi münâcâtlara tahsis edilmiş olmasıdır. Eseri hazırlarken hayretle müşahede ettik ki;–elimize geçtiği kadarıyla–Üstad’ın bizzat tertip ettiği münâcâtlar elimizdeki kitabın satır düzeni ve cilt hacmi dikkate alındığında takriben bir ciltten fazla bir yekûn tutmaktadır. Bu yekûnun 200-250 sahifesinin sırf Kur’anî hizipler olması dolayısı ile, Kur’anî hizipler, başta “Hizbü’l-Kur’anü’l-Muazzam” ve sairleri müstakil bir cilt olacaktır.
   Burada açıklanması icap eden bir mesele de şudur ki; menşei Peygamber(a.s.m.) tesbihatları olduğu muhtelif hadis-i şeriflerle rivayet edilen “Namaz Tesbihatı”(*) gerek tertibindeki orijinallik, gerek Üstad’ın bir ömür boyu fevkalade bir titizlikle okuduğu ve okunmasını tavsiye ettiği içindir ki Bediüzzaman’ın ve Nur Talebelerinin alâmet-i fârikası olmuştur. Bu bölümü birinci baskıda olduğu gibi birinci ciltte muhafaza ettik.
   Münâcaat-ı Nuriye’yi bu ciltten çıkarınca yerine bir kısmı Üstad’ın hizmetkârlarından muhterem Mustafa Sungur ağabeyin bizzat tavsiyesi ile bir kısmı da merhum Tahiri Mutlu’nun “Kırk Anbar”ında yer alan dualardan olmak üzere, ilk baskıda olmayan bazı dualar ilave ettik. Duaların isimleri fihristte belirtilmiştir. Ayrıca duanın muhteviyatı ve varsa isnadı ve bazı özellikleri hakkında her duanın başına bazı notlar ile birlikte duayı tertipleyen zevat-ı kiram hakkında hal tercemesi (biyografi) koymanın faydalı olacağını düşündük. Biyografiler kısa olmakla beraber, dua sahibi mübarek zatların mânevî özelliklerini nazara verecek şekilde yazılmıştır.
   Külliyatın ileriki ciltlerinin muhteviyatı hakkında bu kitapta tafsilatlı izâhı gerekli görmedik. Her cilt bir cihette müstakil olmakla beraber bir bütünün parçası olma hüviyetini sürdürecektir.
   Eserimizi hazırlarken başta Resulullah Efendimiz’in(a.s.m.), Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin ve eserimizde duaları derc edilen başta İmam-ı Ali(r.a.) ve İslâm’ın medar-ı iftiharı sair ashab-ı kiramın ve diğer üstadlarımızın mânevî himayesini hep hissettik. Gecelerin ilerleyen saatlerinde bu muhteşem münâcâtların ulviyyetini yüreğimizin atışında duyduk.
                                                                       ***
   Bu birinci cildi ilk baskıdan sonra yeniden yazdık. Hat sanatını bilmek başka, yazabilmek daha başka bir şeydir. Alâ kadri’l-istitaa ve istidad yazdığımız yazının mükemmel bir yazı olmadığının farkındayız. Bununla birlikte okurlarımızın rahatça okuyabilecekleri açıklıkta bir yol izlemek endişesini daima taşıdık. Estetik açıdan bazı bölümlerin diğerlerinden daha iyi veya daha kötü olması, her bir bölümün farklı zamanlarda, farklı hâlet-i rûhiye içinde yazılmış olmasındandır. İnşaallah bu cildi ileride tekrar yazmak takdir edilmişse o zaman yazı kalitesi daha yüksek bir eser ortaya çıkabilir.
   Tashih konusunda azami titizliği göstermiş olmamıza rağmen eserde beşeriyet muktezası her zaman hatalarla karşılaşmak mümkün olabileceğini kabul etmekten başka çare yok. Elbetteki hatalar bana aittir. Yalnız şunu da ilave etmek gerekiyor; kitapta yer alan metinler kadim (çok eski) metinler olmakla birlikte her biri ayrı bir belâgat şaheseridir. Ancak bazı hallerde aynı metnin muhtelif yazma ve basmaları ile karşılaşılmaktadır. Bu kadar kadim metinlerde, geçen asırlar içerisinde muhtelif nüsha farklarının olması kaçınılmaz olmaktadır. Ayrıca çoğu zaman hatalar veya yanlışlar veya şâz kelimeler yanlış olarak nüshaların istinsahlarından gelmektedir. İcabında aynı duanın bulabildiğimiz farklı nüshalarından yaptığımız karşılaştırmalar, Arapçadaki diyalekt ve imlâ farklarından gelen problemleri aşmak, eseri yazmaktan çok zamanımızı almıştır.
   Bu çalışmalarımız arasında pek çok tecelli ile de karşılaştık. Mesela Cevşenü’l-Kebir’in 73 ve 86. ukdelerinde dokuz adet cümlelerin onuncuları bu çalışmalarımız esnasında ortaya çıktı. Böylece şu ana kadar 999 olan tavsifat-ı İlahiye 1001’e tamamlandı. Ayrıca Üstad’ın namaz tesbihatında, duayı takiben 33 adet kelime-i tevhid çektikten sonra okuduğu, içinde ism-i azam olduğunu ifade ettiği duanın bulunması da bu cümledendir.
                                                                       ***
   Burada sonsuz salat ve selamın üzerine olmasını dilediğimiz Efendimiz’e(a.s.m.), Hz. Hızır’a(a.s.), Efendimizin(a.s.m.) seçkin sahabelerine(r.anhüm), eserimizin hareket noktası Üstad Bediüzzaman Hazretlerine ve eserimizde duaları bulunan bütün ehlullahın ruhlarına sayısız Fatiha-i Şerifeler takdim ediyoruz.
   Son Osmanlı hattatı, üstadım, merhum Hamid Bey’i burada anmayı ve Cenab-ı Hakkın mağfiretini ve Efendimizin(a.s.m.) şefaatına nail olmasını dilemeyi bir borç biliyorum. Yazı hususunda bir şeref varsa kendisine aittir.
Bu ciltte hususi defterlerinden istifade ettiğim başta merhum Tahiri Mutlu ve İbrahim Fakazlı(*) olmak üzere ahirete göçmüş, Üstad’ın bütün talebelerine Cenab-ı Hak’tan rahmetler dilerim.
   Bu kitabın hazırlanmasında maddi ve mânevî pek çok yardımını gördüğüm ve kitaba girmesine müsaade ettiği, abd-i acizi yüreklendiren dua mahiyetindeki mektubu yazmakla esere şeref bahşeden muhterem Mustafa Sungur ağabeye, duasını esirgemeyen muhterem Abdullah Yeğin ağabeye, alâkalarını esirgemeyen muhterem Hüsnü Bayram ve muhterem Said Özdemir ağabeylere minnettarlığımı burada ifade etmek isterim.
   Evrad-ı Nuriye basıldıkça, okundukça mânevî feyiz ve sevap çeşmesinden daima hissedar olmalarını arzu ettiğim, mânevî hayatımın şekillenmesinde şüphesiz en büyük paya sahip Anne ve Babama, eserin ilk baskısında cansiperane emeği geçen merhum ağabeyim Hüseyin Demirel’e ve sevgili Ahmet Çelik’e, bu baskıyı yayına hazırlayan sevgili Muhammed Özdemir’e, Ziya Arpacı’ya, gerek 1. baskı, gerekse 2. baskı için hiçbir fedakârlıktan çekinmeyen sevgili Abdülkadir Usta’ya, tashihinde emeklerini esirgemeyen Ahmed Bayram, Mehmed Dönmez, Ebubekir Memiş, Mustafa Şirin, Rahmi Demiral, Ahmet Bilgin ve Abdurrahman Araz, Oğuzhan Tan dostlarıma, nihayet yazılması sırasında sabrını, yazıldıktan sonra tezyinatı uğruna emeğini ve zamanını esirgemeyen eşim Nuran Hanım’a, çalışmalarımı sevgileriyle destekleyen çocuklarım Kevser ve Canan’a sonsuz teşekkürler ederim.

Hattat
Muhsin Demirel

İLTEK-İletişim Teknolojileri A.Ş.
Kazakistan Caddesi (4. Cadde) No: 61/3 Emek-ANKARA
Tel: 0312 222 85 60
Tel: 0312 222 85 61

Fax: 0312 213 11 73
E-Mail: iltekas@yahoo.com

 
 
Anasayfa | Takdim | Fihrist | Takriz ve Dua | Münacaat